Otobüse bindiğimde dikkat etmemiştim ona. O şaşkınlık verici insana. Yüzünü görmemiştim. Birazdan, yanında oturanzavallı sırdaşının kafasını siktiği yetmiyormuşçasına benim kafamla da halvet olacak olan o kızın, bu denli çenesine hakim olamayan biri olduğunu bilsem elbette önündeki koltuğa oturmaz otobüsteki diğer boş koltuklara seğirtirdim. Cırtlak sesi oturur oturmaz kulaklarımı parçalamaya başlamış, başka hiçbir şey düşünmeme imkan bırakmamıştı.Konuya ortadan dahil oldumsa da kızsal mevzulara merak duyan kişiliğim, bu cırtlak anlatıcıya rağmen konuya duyarsız kalamadı.
Kız henüz bir haftalık sevgilisi "Erdal"' ı anlatıyordu. " Öncekilerden çok farklı biri" dediğinde oldukça hareketli bir aşk yaşamı olduğunu anladım( oysa ne büyük bir saygısızlıktır eski sevgililerle kıyaslamak yeni sevgiliyi!). Daha sonra ikinci bomba geldi: " O kadar nazik bir çocuk ki susadım desem hemen gidip su getiriyor, daha sigarayı ağzıma koyar koymaz çakmağını çıkarıp sigaramı yakıyor falan yane öyle kibar yaa". İşte burada aklımda tilkiler dolanmaya başladı. Olay hakkında öğrendiklerimi yorumlamaya başlıyordum. Bir kere şurası muhakkak ki bu kız oldukça güzel bir kız. "Yüzünü, vücudunu görmeden nereden anladın ?"dediğinizi duyar gibiyim. Şöyle bir akıl yürütme yöntemi var. Eğer son derece normal bir erkek olan "susayan sevgilisine su getiren, getiremese de bunun için çabalayan erkeği" " kibar erkek" olarak tanımlıyorsa bu kız kesin daha önceden magandalarla, barzolarla çıkmıştır. E herkesin malumudur ki magandalar ve barzolar, her zaman en güzel kızları kapar. Bu tarih boyunca böyle olmuştur. Erdal ise ne maganda ne barzo, senin benim gibi sıradan, efendi bir adam olarak defalarca barzo kollarında sürüklenmiş bu güzel( olduğu düşünülen) kızı bir mucize eseri elde etmiş görünüyordu.
Kız anlatmayı sürdürdü: " Bazen mesaj atmıyorum, arıyor cevap vermiyorum, bağırıyorum, kızıyorum ona ama hiçbir şey söylemiyor. Hep alttan alıyor. Erdal gerçekten diğerlerinden çok farklı biri". Bu duyduklarım bana şunları düşündürdü: " Çakal adamsın erdal. Bulmuşsun ilik gibi hatunu( sesi bir sike benzemese de cilveli, insanın içini kıpır kıpır eden oldukça kadınsı bir anlatımı olduğuu itiraf etmeliyim) sineye çekiyorsun sevabını günahını.
Bir durum değerlendirmesi yaptım: "Bu konularda bu kadar konuşan, geçmişinde sevgilileri olan, sesi cırtlak olsada cilvesi sesine yansıyan bir kız çirkin olamaz! Ulan Erdal piyango vurmuş sana!"
Kız devam etti: "Zaten çok uğraştı o benim için. İlk teklif ettiğinde afedersin(burada ses kısıldı ve net anlaşılamadı.) a........ s....tım. Yine de çaba sarfetti beni elde edebilmek için çok uğraştı. Onun için gelip geçici bir heves olmadığımı gösterdi bana. ( Erdal bu kızı kaçırma. Seni ilk teklifte reddetmesi her göz kırpana kalbini vermeye meraklı olmadığını, nazlı cilveli olduğunu gösteriyor. Tam da güzel kızlara özgü davranışlar, söylemler bunlar.)
"Erdal' ın ailesi çok zengin"
" Geçen gün partiye birlikte gittik. Orada da çok yakışıyorsunuz dediler"
Hayal dünyamda kızı ve Erdal' ı yan yana getirdim. Zengin, kibar, efendi, kadın ruhundan anlayan erkek Erdal;
ve tamamını buraya aktaramayacağım konuşmalarından anladığım kadarıyla ( itiraf etmeliyim üzerine biraz kendi hayal gücümü de katarak gözümde canlandırdığım) güzel kız.
Kızı hayal dünyamda tam olarak şöyle canlandırmıştım: sarışın, mavi gözlü, uzun bacaklı, bembeyaz dişli, günde 3 kez duş yapan, boş zamanlarında tenis oynayan, kırmızı/ bordo ojeli, kırmızı ,topuklu ayakkabı tercih eden, zayıf, zarif, spor salonu müdavimi, partilerin, alemlerin aranan siması, facebook profil resminde içkili resimleri olan, muhtemelen izmir' in bağrından kopup gelmiş,güzelliğiyle herkesi etkileyen bir kız.
Bunları aklımda canlandırırken otobüslerde ender rastlanır bir şey olan "hoş bir koku" burnuma geldi. Bunun kızın pahalı parfümü olduğundan en ufak bir şüphem yoktu.
Erdal' a imrenerek bir taraftan da takdir ederek süren otobüs yolculuğumun iki durak sonra sona ereceğini farkettim. Onların benden önce inmelerini istiyordum. Çünkü hayalimdeki bu zarif, narin kızcağızı gerçekten merak etmiştim. Ona tamamen erkeksi duyguların ötesinde bir "merak" duygusuyla bakacaktım ( evli barklı adamım ben karıyla kızla işim olmaz). Aklımda canlandırdığım bu hanımefendiye dönüp öküzce bakmak olanak dışıydı. Onlar inmedi. Ben inecektim. Ayağa kalktığımda koltuğumda bir şey var mı diye dönüp bakma numarasıyla kafamı çevirdim ve ONU gördüm.
Hayalimde İrina Shayk, İvana Sert kırması olarak canlandırdığım ceylan meğer şuna ( abartmıyorum) ikiz kardeşi kadar benziyormuş:
Yaşadığım dehşeti otobüsten iner inmez üzerimden atmam elbette mümkün olmadı. Uzunca bir süre sonra durumun komik yanlarını algılamaya başladım. Partiler, spor salonları, topuklu ayakkabılar, ojeler gözümün önünden yıldırım hızıyla geçti. Daha sonra ailesi zengin,kibar ( saçları sağa doğru özenle yatırılmış ve bastırılmış hayal ediyordum onu) erkek erdal ve yukarıdaki resimde gözler önüne serilen acı gerçek yan yana geldiler hayalimde...
Kız hakkında bir kızgınlığım yoktu. Erdal' a ise diyecek söz bulamıyordum. Türk erkeklerinin karşı cinsle ilişki kurarken fazla seçici davranmadıkları konusunda zaten kesin düşüncelerim vardı. Ancak bu kadarını kimse öngöremezdi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.